İzale-i şuyu davası nedir? Hukuki terimler arasında belki de söylenmesi en zor olanlardan biridir. Telaffuzu zor olduğu için halk arasında da oldukça farklı ve zaman zaman garip şekillerde söylendiğini duyarız. Aslında diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası, bir mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesi amacıyla açılan davadır. Özellikle miras yoluyla kalan taşınır veya taşınmaz mallarda karşımıza çıkar. Bir başka ifadeyle, bir mal üzerinde elbirliği veya paylı mülkiyetiniz varsa ve ortaklığı anlaşarak sona erdiremiyorsanız, ortaklığın giderilmesi davası açmanız gerekebilir.
İlk sorumuz şu: Ortaklığın giderilmesi davası kimlere karşı açılır? Dava, ortaklığın giderilmesi istenen maldaki diğer bütün paydaşlara karşı açılır. Payının az veya çok olması önemli değildir; her paydaş ortaklığın giderilmesini talep edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Davayı açarken bütün paydaşların davada yer alması gerekir. Taraflardan birinin eksik olması hâlinde bu eksikliğin giderilmesi gerekecektir.
Peki bu dava nerede ve hangi mahkemede açılır? Taşınmaz mallar bakımından dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır. Örneğin ortaklığın giderilmesi istenen arazi Çorum'un Dodurga ilçesindeyse, taşınmazın bulunduğu yer bakımından yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi davaya bakacaktır.
Şimdi davanın en önemli bölümlerinden birine gelelim: Ortaklık nasıl giderilecek? Taraflar taşınmazın kendi aralarında bölünmesini, yani aynen taksimini isteyebilirler. Aynen taksim, ortaklığın satış yapılmadan, malın paydaşlar arasında bölüştürülmesi suretiyle sona erdirilmesidir.
Mahkeme bu durumda taşınmazın yüzölçümünü, niteliğini, pay ve paydaş sayısını, imar ve diğer hukuki durumunu değerlendirerek aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırır. Eğer taşınmazın bölünmesi mümkün değilse veya bölünmesi hâlinde önemli ölçüde değer kaybı meydana gelecekse, aynen taksim yoluyla ortaklığın giderilmesi mümkün olmayabilir.
Diyelim ki aynen taksim mümkün; ancak bölünme sonucunda herkesin payına düşen bölüm aynı değerde değil. Örneğin paydaşlardan birine yola cepheli ve daha değerli bir bölüm düşerken diğer paydaşa daha düşük değerli bir bölüm düşebilir. İşte böyle bir durumda mahkeme, gerektiğinde ivaz, yani para eklenmesi suretiyle denkleştirme yaparak paydaşlar arasındaki değer farkını giderebilir.
Peki aynen taksim mümkün değilse ne olacak? Bu durumda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilebilir. Mahkeme kararından sonra satış işlemleri ilgili satış birimi tarafından yürütülür ve mal açık artırma yoluyla satışa çıkarılır. Satıştan elde edilen bedel de paydaşlara payları oranında dağıtılır.
Burada önemli bir ayrıntı daha var: Bütün paydaşlar satışın yalnızca kendi aralarında yapılmasını ister ve bu konuda birlikte hareket ederlerse, artırmanın sadece paydaşlar arasında yapılmasına karar verilebilir. Böylece dışarıdan üçüncü kişiler artırmaya katılamaz ve taşınmaz paydaşlardan biri tarafından satın alınabilir.
Şimdi çok önemli bir soruya gelelim: Ortaklığın giderilmesi istenen taşınmazda kat mülkiyeti kurulması mümkünse taşınmaz doğrudan satılabilir mi? Özellikle üzerinde birden fazla bağımsız bölüm bulunan yapılarda kat mülkiyeti kurulması suretiyle ortaklığın giderilmesinin mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Gerekli şartlar mevcutsa ortaklığın kat mülkiyeti kurulması yoluyla giderilmesi gündeme gelebilir. Böylece ekonomik değeri bulunan bir taşınmazın tamamının satılması yerine bağımsız bölümlerin paydaşlara özgülenmesi mümkün olabilir.
Özetle ortaklığın giderilmesi davasında temel mesele, ortaklığın hangi yöntemle sona erdirileceğidir. Taraflardan biri aynen taksim talep etmişse mahkeme, satış yoluna geçmeden önce aynen taksimin mümkün olup olmadığını değerlendirmelidir. Aynen taksim mümkünse ve ortaya çıkan bölümler arasında değer farkı bulunuyorsa bu fark gerektiğinde para eklenerek denkleştirilebilir. Aynen taksim mümkün değilse ortaklık satış suretiyle giderilir ve elde edilen bedel paydaşlara hakları oranında dağıtılır.





